MENÜ
Konya 16°
Anadolu Telgraf
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ARABAŞINDAN SONRASI PİŞMANLIK
Ebru Mut
YAZARLAR
2 Mart 2021 Salı

ARABAŞINDAN SONRASI PİŞMANLIK

Dün akşam sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı yeni normalleşme süreci ve alınan yeni kararları dinledik. Konya’da da, özellikle okula giden çocukları bulunan veliler ve aylardır sıkıntıda olan kafe, restoran işletmecileri, müzisyenler, düğün salonu sahipleri, organizasyoncuların gözü kulağı bu açıklamalardaydı.

Yeni normalleşme sürecinde Konya için “yeni” bir şey pek fazla yok. Çünkü cep telefonlarınızda kurulu Hayat Eve Sığar uygulamasında bulunan risk haritasının aksine, Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan renkli haritada bayrak kırmızısı olarak çıkıverdik. Uygulamadaki risk haritasında kırmızı bölgeler yoğunlukta olmamasına rağmen, nasıl “çok yüksek riskli” il kapsamına girdik, bunu ben de anlayamadım.

Aslında anlayamadığımız, daha doğrusu mantıklı bulamadığımız pek çok şey var. Misal Cumartesi günü için kaldırılan sokağa çıkma kısıtlaması yine insanları biraraya getirmeyecek mi? Yine kalabalık oluşturup haritaya daha fazla kırmızı renk katmayacak mı? Bundan endişeliyim.

Gerçi sokağa çıkma kısıtlaması konusunda özellikle denetim ve kontrol açısından şehirde yeterlilik bulunmadığını, eksikler olduğunu pek çok vatandaş dile getiriyor. Köpeği gezdirmek için 4 kişi evden çıkanlar, 2 ekmek 2 soda için market market dolaşanlar, ayrıca araçla çıkmak yasak olduğu halde özel araçlarıyla 10 km mesafedeki balık pazarına akın edenler, bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu, aylardır bu şekilde. Sorduğunuz zaman izin belgesi çıkıyor ceplerden. İzin belgesini suiistimal edenlerin de bu “kırmızı” mevzuda katkısı olduğunu düşünüyorum.

Hal böyleyken, sadece dolmuşlara ceza yazarak bu işin gitmediğini haftalık vaka sayılarında da artık görmüş olduk. Şimdi “Hedef Mavi” desek de, kırmızıyı tam ortada görünce “Madem şehirde durum böyleydi, madem vakalar artmıştı, neden daha fazla kontrol, denetim yapılmadı, neden halka uyarı yapılmadı, neden bir yetkili çıkıp da bu konuya dikkat çekmedi?”

 Diye kendime sorup duruyorum.

Kardeşim biz bu işi Konya olarak bir türlü toparlayamadık. Son 2-3 aydır biraz rahatlamıştık, hastanelerde doluluk yoktu, yoğun bakımlar aynı şekilde rahatlamıştı. Ne olduysa son 10 günde birden dalgalanma oldu, hastaneler yine dolmaya başladı.

Bu arada biliyorsunuz ki, başından beri yüzlerce kez mutasyon geçiren Covid-19, son mutasyonda daha çabuk bulaşma özelliğiyle karşımıza çıktı. Lanet olasıcanın yakamızı bırakacağı yok. 2020 Ocak ayında bilim adamlarının öngörüsü bu salgının 2 yıl, belki daha fazla süreceği yönündeydi. O ilk açıklamaları hatırlayın. Önünüzü görmeden süreç yönetmek çok zordur. Fakat biz Türkiye’de her gün gelen rakamlarla, sayının bir türlü tam düşüş eğilimine geçmemesiyle, gerçekten de salgının 2022’ye kadar bir şekilde dalgalanarak süreceğini gö-rü-yo-ruz.

Bakın öngörü çok önemlidir. İşte bu yüzden bu şehrin yetkililerine bazen kızıyorum. Onlar da bazen bana kızıyorlar, fakat salıverince durum böyle oluyor. Hatırlarsınız Konya 2020 yılında da bir aralar ilk sıralardan hiç inmemişti.

Ya hiç söz dinlemiyoruz, ya da dinleyecek söz bulamıyoruz. İkisinden birini seçin.

Hala maske için direnen, doğru takmayı inadına istemeyenler var. Bir kere o maskeyi taktıktan sonra, bir çeneye, bir buruna, bir cebe, bir torpido gözüne gezdirirseniz, olan mikrobu sıvamış olursunuz. Maskeler oyuncak gibi ellerde mıncıklanıyor. Hala böyle. 1 yılı geçti hala ısrarla bu yanlışları yapıyoruz.

Hava soğuk, tam arabaşı havaları değil mi? Gönül ister şöyle sıcak, bol acılı, ekşili, tavuğuyla hamuruyla dört dörtlük bir arabaşı çorbası… Amaaa,

O sofraya 10 kişi davet etmişseniz geçmiş olsun. 3 gün sonra bir bakıyorsunuz, karantinalık durumlar başlıyor. Çünkü virüsün son hali çok fazla bulaşıcı. Öyle aynı sofrada yemek yemeye, kapalı yerlerde muhabbet edip çay kahve içmeye

BU KIRMIZILIKTA MÜSAİT DEĞİLİZ. Bunu lütfen artık anlayın.

“Kaynanam hastaneden çıktı 15 dakika uğrayım”

“İşyerinde etlekmek yaptırdılar topluca yedik”

“Arkadaşlarla bağ evinde kestane pişirip cumartesi pazarı eğlenceli hale getirdik”

Bunlar ne biliyor musunuz? Hastaneye Covid belirtileriyle gelen hastaların hikayeleri sevgili okuyucularım. Gerçek ve yaşanmış, halen de yaşanmaya devam ediyor.

Konya’da durum böyle. Buradan mavilere nasıl atlarız, bunu da siz düşünün artık.

Bu arada benim de başımdan 10 günlük karantina süreci geçti, pozitif vakayla temaslı sayıldığım için, afedersiniz 3.5 atarak,  stresli 10 gün geçirdim. Kendimi çok çok fazla dinlemedim ama insan türlü türlü evham yapıyor gerçekten bunun psikolojisi bile kötü. Neler yedim içtim, kafa kafa sarımsaklar, baş baş soğanlar, kekik çayları, kefir, taze sıkılmış meyve suları, ballı zencefilli karışımlar, kuvvet olsun diye baklava gönderenler, neler neler. Fakat enfekte olmamışım, yani Covid geçirmedim. Bunun için Allah’a çok çok şükrediyorum. Çünkü kendimden ziyade evde birlikte yaşadığım anne baba ve kardeş için çok endişelendim. Kendini iyi korumuşsun dediler, ben de şükrettim.

Lütfen dikkat edin sevgili okuyucularım, başından beri “şakası olmayan” bir lanet virüsle mücadele ediyoruz. Kimleri kaybetmedik ki koronadan? Belki anneniz babanız eşiniz kardeşiniz, belki en yakın dostunuz, arkadaşınız, sevdiğiniz…

Bir arada olmamaya, maskeyi düzgün takmaya ve elinizi sık sık temiz tutmaya lütfen özen gösterin. Yoksa bu esnaf temelli batacak, insanlar bu noktada tıkandı.

Sağlıklı günler dileğiyle.

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Anadolu Telgraf