MENÜ
Konya 16°
Anadolu Telgraf
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
EN GÜZEL İFTARIM
Prof. Dr. Meryem Uysal
YAZARLAR
5 Mart 2021 Cuma

EN GÜZEL İFTARIM

Üniversite 2. Sınıfta 2.dönem sınavlarının bitimi Ramazan Bayramının arife gününe denk geliyordu.

Sonrası yaz tatiliydi dolayısıyla herkes sınavları tamamlar tamamlamaz memleketine gidiyordu.

Yurt yavaş yavaş boşalmaya başlamıştı.

Benimse son sınavım arifeden bir gün öncesiydi. Arife gününe zar zor biletimi almış ve akşamleyin valizimi hazırlamaya başlamıştım. Valizim o kadar ağırdı ki belediye otobüsünde nasıl taşıyacağımı düşünüyordum kara kara.

Sonra aklıma arife olduğu geldi. İstisnasız her yıl arife günü annem hepimize oruç tuttururdu.

Çok sevap olduğunu, bu fırsatı kaçırmamamız gerektiğini söyler, öyle özendirirdi ki zorlamasına hiç gerek kalmazdı. Arife günü çocuklar bile oruç tutar, kabirler ziyaret edilir, bayram hazırlığı yapılırdı.

Küçüklüğümden beri orucu severdim. Mut’un o alevli sıcaklarında bile oruçlarımı tutmuşumdur.

Tek zor olan şey iftarı hazırlamaktı. Ablamla iş bölümümüz bunu halletmişti. O da oruçtan etkilenirdi

ama akşamüstü kalkıp iftara sofra hazırlardı. Nurlar içinde yatsın.

Orucu severdim ama bir sorun vardı. Beni araba tutuyordu. Yedi saat süren Mut yolculuğunda başımı bile kaldıramazdım. Üstelik yurt boşalmıştı dolayısıyla kantin de kapalıdan beterdi.

Muhtemelen Sertavul yakınlarında akşam ezanı okunacaktı. Bir şeyler alamayacaktım. Hoş alsam da

insanlar arasında yiyemezdim.

Araba tutarsa ki hep tutar, mahvoldum demekti.

İçimden bir ses “Ama arife!” dedi.

Bu sese sarılarak orucuma niyetlendim.

Ertesi gün otobüs durağına doğru yürümeye başladım. Endişem bu valiz ile belediye otobüsüne nasıl bineceğimdi. Baktım yurttan iki kız da aynı otobüse binmek için bekliyorlar. Böylelikle sorun halledildi.

Otogara gelip Mut otobüsüne bindim. Yerim 1 numara yani şoförün hemen arkası idi. Ön sıraya oturduğumda araba tutma ihtimali en az yarı yarıya düşüyordu. Nitekim Sertavul’a gelene kadar

içim dışım ferah, etrafı seyrede seyrede, ne açlık ne susuzluk ne de bulantı hissetmeden çok güzel bir yolculuk yaptım. O uzun yol bana bir saatmiş gibi geldi. En ufak bir rahatsızlığım olmadı.

Sertavul’a yaklaşınca radyodan ezan okundu. Ben muavinden su istedim. Baktım onlar da telaşta.

Şoför ve muavin de oruçluymuş. Ben almak istemesem de onlar yiyeceklerini benimle paylaştılar.

Bu iftar anını ömrümce unutamam. Ortamı bir kardeşlik hissi kaplamıştı.

 

Oradan Mut’a kadar olan kısa yolculuk yeni mucize yaşamış birinin heyecanı, iç huzuru ve Rabbine verdiği binlerce sözle geçti.

Bizler Allah (cc)’a sığınıp yollara çıkmıştık.

Nerede olsa Rabbim bizi korudu, kolladı.

“Allah (cc) en iyi koruyucudur ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir.” (Yusuf,64)

Şükürler olsun. İşin anahtarı kul olmaya çalışmak.

Bir Kutsi hadiste:

“Kim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim” buyruluyor.

Böyle güzel bir yolculuktan sonra evime ve bayrama kavuşuyorum.

Bize orucu sevdiren, tutmaya alıştıran anne ve babama en derin minnetlerimle...

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Anadolu Telgraf