MENÜ
Konya 18°
Anadolu Telgraf
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
GAGAVUZLAR
Prof. Dr. Meryem Uysal
YAZARLAR
31 Mart 2021 Çarşamba

GAGAVUZLAR

Gagavuzlar ya da Gagauzlar, bugünkü Moldova Cumhuriyetinde, başta Gagauzeli Özerk Devleti olmak üzere kuzeydoğu Bulgaristan, Ukrayna, Romanya ve Yunanistan’da yaşayan, çoğunluğu Ortodoks Hristiyan olan bir Türk topluluğudur.

Ayrıca Makedonya, Türkiye, Kazakistan, Özbekistan hatta Brezilya ve Arjantin’i de içine alan bir coğrafyada da Gagavuzlar bulunmaktadır.

Trakya’nın yerli halkı olan Müslüman Gacallar’ın da Gagavuzlardan geldiğine inanılmaktadır.

Benim” Gagavuz “adını duymam 1988’de TRT Genel Müdürlüğüne atanan Cem Duna ile ilgili bir haberde kendisinin Gagavuz kökenli olduğunun söylenmesiyle gerçekleşmiştir.

2000’li yıllarda Romanya’nın Köstence şehrinde yaşayan rahmetli amcam Ahmet UYSAL bir seyahatinde Komrat şehrine uğradığını ve dönüşte de yol kenarında bekleyen Gagavuz’lardan

bir kaçını köylerine kadar götürdüğünü söylemişti. Ayrıca Türkçelerinin çok sarih olduğunu, kolaylıkla anlaştıklarını, ekonominin çok kötü olması dolayısıyla hepsinin birkaç akrabasının Türkiye’de çalıştıklarını bana aktarmıştı.

Gagavuzların toplam nüfuslarının 300- 400 bin arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Bunun yaklaşık 140 bin kadarı Gagavuzya’da yaşamaktadır.

Gagavuz Özerk Bölgesi 1831 kilometre kare büyüklüğünde olup, başkenti Komrat’tır. Bölgede ana geçim kaynağı tarımdır. Bağcılık ön plandadır. Şarapçılık gelişmiştir.

İşsizlik ve buna bağlı olarak dış göç had safhadadır.

Gagavuzlar’ın kökeni hakkında farklı iddia ve çalışmalar mevcuttur.

En kapsamlı çalışmayı ise Kowalski yapmıştır. O’na göre Gagavuzların bir millet olarak ortaya çıkışları

3 farklı dönemin ardından gerçekleşmiştir.

1. En alt tabaka: Kuzeyden gelen Türk topluluğu

4. yüzyılda Hunlar’ın Avrupa içlerine uzanmasıyla başlayıp Karadeniz’in kuzeyinden Bulgar, Hazar, Peçenek, Kuman ve Uz akınlarıyla devam eden Türklerin Batıya göçü Gagauz(Gagavuzlar- Gökoğuzlar) Türklerinin etnik kimliğinin başlangıcını (ilk dalgasını) teşkil etmiştir. Uzlar ilk yurtları Hazar Denizi çevresi olan Oğuz topluluklarıdır. Peçenekleri takiben Avrupa’ya yerleştiler. Daha sonra Rusya ile savaşlardan kaçmak amacıyla yönlerini Tuna’nın güneyine çevirirler. 1064 yılında Tuna’yı geçip, Bizansla savaşları sonunda katliamdan ve afetlerden kurtulabilen küçük bir Uz grubu ise Bizans tarafından Hristiyanlaştırılarak

Dobruca’ya, Peçenek ve Kumanlardan Hristiyanlaşan diğer Türk topluluklarının arasına yerleştirildi. Bu Uz ağırlıklı, fakat Peçenek ve Kumanlardan da pek çok unsur bulunduran

Kuzeyden gelen Türkler, herkesçe kabul edildiği üzere, bugünkü Hristiyan Gagavuz Türklerinin

ecdatlarıdırlar.

2.İkinci tabaka: Osmanlı’dan çok daha önce bölgeye Anadolu üzerinden gelen Türkler

İkinci göç dalgasının bir bölümünü 1260 yılında taht mücadelesini kaybedince Bizans’a sığınarak Kırımdan Balkanlara geçen Selçuklu Sultanı II.İzzeddin Keykavus’un mahiyetindeki binlerce Selçuklu Türkü, bir kısmını da Güneyden Balkanlardan gelen, Anadolu ve Rumeli’nin fethi sırasında kahramanlığı ve veliliği ile efsanevi bir şahsiyet olan Sarı Saltuk Baba ve müritleri oluşturmuştur.

Bu topluluklar Gagavuzlarla kaynaşmıştır.

 

3.Son tabaka: Osmanlı’nın bölgeye yerleştirdiği Türk kolonizatörler

Üçüncü dalgada Osmanlı hakimiyeti sırasında Ortodoks Hristiyan Karamanlı Osmanlı tebaası Balkanlara iskân edilmiş ve onlar da Gagavuzlarla kaynaşmıştır.

Bu dalga göçler Gagavuzların etnik kimliğini çeşitlendirmiş, Türkçe dil ve Ortodoks Hristiyanlık karakterinde birçok değişiklikler meydana getirmiştir.

Güneyden 2. ve 3. dalga göçlerle gelen Deliorman Türkleri, Peçenek Türklerinin Müslüman olan torunları olup Gagavuzlarla büyük benzerlik gösterirler. Farkları Müslümanlığı seçmiş olmalarıdır.

Buradan anlaşılması gereken şudur:

Gagavuzlar, ağırlıklı olarak Oğuzlara dayanan Kıpçak, Peçenek ve Selçuklu Türklerinin kaynaşmasıyla ortaya çıkmış bir ulustur.

Gagavuzlar 1263’te Dobruca’da ilk devletlerini kurdular.

Devletin adı UZİ EYALET ya da Gagauz Eli idi. Dobruca’ya adını veren bu devletin 2. Başkanı olan

Dobrotiç’tir.

Hristiyan olan Gagavuzlar dil ve kültürel özellikler bakımından Türk kültürünün bir parçasıdırlar.

Günümüzde daha çok Gagavuzya ve Ukrayna’nın Odesa ve Bolgrad şehirlerinde bulunurlar.

Bu durum daha çok 18. Ve 19. yüzyıllarda yaşanan göçlerle ortaya çıkmış bir fotoğraftır.

18.yy’da Osmanlı-Rus Savaşlarıyla birlikte Gagavuzların tersine göçü başlar.

Bu sefer göç kuzeye doğrudur ve Moldova ile Ukrayna arasında ikiye bölünmüş olan Besarabya’da son bulur.

1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşmasına göre Çarlık Rusya’sı Osmanlı Devletindeki Hristiyan nüfusun hamisi olma hakkını kazanmıştı. Bu süreç de yine Gagavuzları etkilemiştir.

Zira dinsel kimlik o yıllarda her şeyin önünde yer alıyordu.

93 Harbinin akabindeki yıllarda artan göçle beraber Rusya’nın ve kültürünün hâkim olduğu bir dönem başlar. Gagavuzlar 1906 yılında bu baskıya isyan ederler. Ancak Rusya ayaklanmayı sert bir şekilde bastırır.

Gagavuzların özgürlük düşüncesi Gorbaçov politikalarının yürürlüğe girmesiyle yeni bir boyuta taşınır.1987’de Gagavuz Halkı Örgütü’nü kurarlar.

Moldova Cumhuriyeti Parlamentosu, 23 Aralık 1994’te Gagavuz Yeri’ne özel statü verilmesini

öngören kanun tasarısını kabul eder. 5 Mart 1995 tarihinde yapılan referandumda da

Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi’nin sınırları belirlenir. Gagavuzlar ve Gagavuzya böylece resmi olarak tarih sahnesinde yerini alır.

Gagavuzların statülerini belirleyen yasa onlara pek çok hak tanımaktadır.

Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi’nin resmi dili Gagavuzca, Moldovanca ve Rusça’dır.

 

Tarihsel süreçte yaşanan kıtlık ve bunalımın etkileri çok ağır olur. Umuda tutunup her seferinde yola revan olurlar.1925’te de ülkelerini terk etmek zorunda kalırlar. Bir kısmı Orta Asya’ya, bir kısmı yeni kıtada Brezilya’ya gider. En trajik göç ise, 2. Dünya Savaşı sonrasında Nazilerle iş birliği yaptıkları gerekçesiyle doğdukları topraklardan kovulmalarıdır. 1946’da kıtlık nedeniyle on binlerce kişi açlıktan ölür.

Bunların arkasında Moldova Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin kurulması acıların daha da katlanmasına neden olur. Gagavuzya Ukrayna ile Moldova arasında gelişigüzel bölünür. %80’i Moldova’da, %20’si ise Ukrayna’da kalır.

Sovyetlerin dağılmasından sonra Gagavuzlar bu kez de ekonomik nedenlerden dolayı ülkelerini terk ederler.

Göçler nedeniyle Gagavuzların nüfusu bir türlü artmaz.

Başka ülkelerde yaşayanlar asimile olmaktadır. Günümüzde Rusya’daki durum budur.

Gagavuzlar Besarabya’yı vatan yapmakta zorlanıyorlar zira stratejik açıdan tehlikeli bir bölge.

Bu bölge Rusya ile Romanya arasında sık sık egemenlik mücadelesine konu olmaktadır.

Gagavuzya, 1918’de Romanya’nın, 1947’de ise Sovyetler Birliğinin bir parçası olur.

Romanya’nın egemenliği huzurlu ve mutlu bir dönem sayılabilir Gagavuzya için.

Gagavuzca yaşayan Türk lehçelerinden biridir. Onlar içinde de Türkiye Türkçesine en yakın olanıdır.

1996’dan beri Latin alfabesi kullanmaktadırlar.

1957 yılından bu yana ancak 25- 30 edebi eser yayınlanmıştır.

Mihail Çakır onların milli kahramanı ve ünlü yazarlarıdır.

Hamdullah Suphi Tanrıöver’in Bükreş Büyükelçisi olduğu 1931- 44 arası, aynı zamanda Gagavuzların yoğun bir şekilde Türkiye’nin gündemine geldiği dönem olur. Tanrıöver sık sık Gagavuzların yaşadığı

toprakları ziyaret eder. Elçilik memurlarının büyük kısmını Gagavuzlardan seçer. Onların Türkiye ve Türk kültürüyle bağlarını sağlamlaştırmak için elinden geleni yapar. Türkçe eğitim veren okullar açtırır. Türkiye’den öğretmenler getirtir. Bu öğretmenlere “Kemal’in Öğretmenleri” denir.

Türkiye’ye öğrenciler gönderilir. Kemal’in öğretmenleri canla başla çalışırlar. Ancak 2. Dünya Savaşı

hayalleri yok eder. Öğretmenlerin bir kısmı geri döner. Dönmeyenlerin sonu bölgenin Sovyetler Birliğine geçmesi ile kötüleşir. Türkiye’nin adamı oldukları gerekçesi ile tutuklanırlar. Yeni adresleri Sibirya’daki toplama kamplarıdır. Oraya gidenlerden sadece Ali Kantarelli adlı öğretmen hayatta kalır ve Kuruşçev tarafından çıkarılan af sayesinde Gagavuzya’ya dönebilir.

 

Gagavuzlar 11. Yüzyılda Bizans Kilisesinin etkisiyle Ortodoksluğu kabul ettiler fakat Slav ve Latin

çoğunluk arasında Türk kimliklerini korumasını bildiler. Etkileşim içinde bulundukları hiçbir toplumun ve kültürün dominant özelliklerini taşımayıp, seçmeci bir yaklaşımla kendi özgün Türk kimliklerini oluşturarak, günümüze değin süregelen kesintisiz bir geleneğin devamını sağlamışlardır. Söz konusu geleneğin özünde Türklük duygusu yer almaktadır. Nüfusu bu kadar az ve önemsiz gibi görünen bu topluluğun bölgede varlıklarını asırlardır sürdürmeleri ve Türk- Şaman- Ortodoks karışımı kültürlerini korumaları hayli ilginçtir ve tabi ki takdire şayandır.

 

 

 

KAYNAKÇA

 

httpshttps://tr.wikipedia.org/wiki/Gagavuzya http://trdergisi.com/gagavuz-turkleri-3/

thttps://bpakman.wordpress.com/turk-dunyasi/gunumuz-turkleri-turk-devletleri/gagauzlar/ https://politikakademi.org/2013/05/unutulan-turkler-gagauzlar

httpshttps://scholar.google.com.tr/citations?user=0KNHfXcAAAAJ&hl=tr://www.turkyurdu.com.tr/yazar-yazi.php?id=102

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Perihan Gökce
 31 Mart 2021 Çarşamba 13:18
Hiristiyan toplumun da bize yakınlığını öğrendim yaklaşımları daguzel sağlıklı gunler
 Perihan Gökce
 31 Mart 2021 Çarşamba 13:18
Hiristiyan toplumun da bize yakınlığını öğrendim yaklaşımları daguzel sağlıklı gunler
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Anadolu Telgraf