MENÜ
Konya 16°
Anadolu Telgraf
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Seven Sevdiğine Okutsun
Ebru Mut
YAZARLAR
19 Ağustos 2020 Çarşamba

Seven Sevdiğine Okutsun

Küçük bir ricayla başlamak istiyorum değerli okuyucularım.

Beni bir arkadaşınız, kardeşiniz, yada sevdiğiniz bir dostunuz, veya bir ablanız, bir yakınınız olarak kabul edip, ricamı kırmazsanız çok mutlu olurum.

Lütfen, evinizde birlikte yaşadığınız insanların haricinde, bir araya toplanılan ortamlardan, kendinizi bir süreliğine soyutlar mısınız?  Keyfi şeylerden bahsediyorum, mesela kadınlar için turşuluk-salçalık-kışlık hazırlama mevsimi geldi, konu komşu eş dost akraba birlikte yapılan bu işi,

Bu sene kendiniz yapar mısınız?

Lütfen, çalışanlar da, mesai arkadaşlarınızla maske ve mesafe tedbirlerini koruyarak işinize devam eder misiniz? Devlet gelip sana ordan kalk şuraya otur demez.

Lütfen artık kendinizi kontrol etmeyi ve korumayı öğrenin, çünkü sokağa çıkma yasağı gelecek, seyahat kısıtlaması gelecek diye beklerseniz, şu an böyle bir şey gündemde yok.

“Biz sanayide çalışıyoruz, kimsede doğru dürüst maske yok, herkes dip dibe çalışıyor, ne yapacağız?”

Kimse takmıyor olabilir, sen tak abicim… Yüzde yüz risk varsa 50’ye düşürmüş olursun. Şu mantığı anlamıyorum, “kimse takmıyor, kimse yapmıyor”. Arkadaş herkesin aklı, beyni var, o kendini düşünmüyorsa, sen kendini düşünmek zorundasın.

İşverenler de, lütfen şu süreçte insan sağlığına karşı biraz hassas olun. 3 kuruş fazla para kazanmayınca batmazsınız, ölmezsiniz. Neler duyuyoruz, karantinada olması gereken elemanı işe çağırıyorsunuz…

Bu arada bir rica da karantinada olanlar için. Lütfen, evinizden çıkmayın. Bakın bu meret yayıldıkça yayılıyor, 2 milyon küsur tamamı Korona olacak diye bir şey yok, kalanlar bari sağlam kalsın. Kimse kontrol etmiyor diye çok rahat davrananlar var. Çok iyi biliyorum, filyasyon ekiplerinin içinde arkadaşlarım var. “Kapı kapı arıyoruz, temaslı vakalar acil işim var diye dışarı çıkmışlar” diyorlar…Adamlar zaten zor yetişiyor her yere, eziyet etmesenize…

Çok fazla ricada bulundum, ama inanın bu işin psikolojik yönü ayrı bir dert, ben ve benim gibi hassas olan insanlar şu güzel şehirde vakalar biraz daha yayılmasın diye dil döküyor.

 “Bırakıver herkes ne yaparsa yapsın” diyorlar.

Ben kolay kolay söz dinleyen biri değilim, kusura bakmayın. Zaten herkes işine geleni yapıyor o da ayrı bir konu. Biz buralarda aylardır başçavuşun eşeğine anlatır gibiyiz her şeyi. Yalnızca sade vatandaş değil, konunun ilgili ve yetkililerinin de yazılarımda defalarca bahsi geçti. Sorular sorduk, iddiaları sorduk, açıklama istedik. Üslubumuzu sertleştirmedik, hesap sormadık, yargılamadık.  Neticede “Siz kimsiniz de cevap verelim” gibi bir davranış hissedince, yapacak bir şey kalmadı.

O yüzden ben de siz değerli okuyucularıma küçük ricalarda bulunmak istedim. Dedim ki kırmazlar beni. Umarım öyle olur.

Bu işin psikolojik yönü de ayrı bir dert. Tavsiyemdir, takıntı haline getirmeyin. Kafayı başka şeylere verin. Eğer çok pimpirikli hassas biriyseniz, düşünmekten hasta olursunuz, o nedenle takıntı yapmayın. Moralinizi bozmayın, her şey geçer. Neler geçmiyor ki…İşyerimiz Meram Eğitim Araştırma Hastanesinin dibinde, her gün onlarca ambulans sireni duyuyorum. İnsanda moral mi kalır?

Ben evde spora başladım, akşamları yarım saat, bazen on line canlı yayınlar eşliğinde hem kafayı dağıtmak hem de direnci sağlam tutmak için anamın deyimiyle “oyalanıyorum”. Biraz da yürüyüş serin havada çok iyi gidiyor. Tavsiye ederim. Suyla olan ilişkinizi artırın, hem bol tüketin, bol su için, hem de hijyen adına daha çok suya sabuna temas edin. Bağışıklık çok önemli, C-D vitamini, Omega3, eğer yiyeceklerle alamıyorsanız sevmiyorsanız, takviye olarak alabilirsiniz eczanelerden. Dozunda kullanırsanız faydasını görüyorsunuz, yorgunluğunuz halsizliğiniz azalıyor. Yani ipin ucunu bırakmayın.

Biz bıraktığımız vakit bütün yük sağlıkçılara biniyor. Allah onlardan razı olsun, düşünsenize biz etrafımızdan tedirginiz, ama onlar virüsün ortasında. Sürekli hastalarla iç içe, vefat edenler, ağırlaşanlar elbette onların da moralini bozuyor. Zannetmeyin ki onlar demirden yapılmış, kaç sağlık çalışanımızı kaybettik Koronavirüsten, bir düşünün.

Gelelim düğün dernek işine…

Bu konu çetrefilli. Yeni kısıtlamalar geldi biliyorsunuz, düğün sahipleri, salon işletmecileri, organizasyoncular sıkıntıya girdi. “Her şeyi hazır, kaparo ödendi, davetiyeler dağıtıldı, sen olsan ne yapardın?” diye sordu bir arkadaşım

İmkanım varsa, 1 ay önceden, bu sene için ertelerdim. Ya da nikahta deftere bi imza atıp “Ben erdim murada hadi siz çıkın kerevetine” derdim. Bu süreçte kimse kimseye “Düğüne niye çağırmadın?”, “Geçmiş olsuna niye gelmedin?” “Cenazemize niye gelmedin?” demesin lütfen. Ortalık çok sıkıntılı.

Ben ricalarımı kırmayacağınıza eminim, eğer bu zamana kadar dikkat etmediyseniz, lütfen bundan sonra daha hassas olun. Yanak yanağa fotoğraf çekiniyorsunuz, sokula sokula sohbet ediyorsunuz, hele gençlere derman yetmez, “Canımla buluştuk, balımla kavuştuk…”

2 gün sonra da arkadaşının pozitif olduğunu öğreniyor, buyurun buluşun bundan sonra. Ortalıkta küheylan gibi geziyorsunuz gençler, ama bu pek yaşlı işi değil, yani yaşına bakmıyor Koronavirüs. Devlet dizginlesin tamam, kısıtlamalar artsın, yaptırım ağırlaşsın, tamam katılıyorum

Ama bunlar olmadı diye de Konya’yı hastalıktan kırıp geçirmeye hakkı yok kimsenin.

Lütfen.

Sağlıkla kalın.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Anadolu Telgraf